8 Ocak 2010 Cuma

Bana ait...



Sen kimsin, neye benzersin diye mesaj atan birkac kisi oldu.
Yüzümü göstermeye yüzüm yok, ama sirtimi var...

* Istiklal'de millete ciyak ciyak "Araya girmeyin ya!" diye bagirip fotografimi ceken benden daha karamsar, benden daha sorunlu, ama bir icim su sevgili arkadasim Lulu'ya selam buradan. Lulu! Asiginim...

Hayatin anlami nedir?



"Kim?" sorusuna verecegin cevap ayni zamanda hayatinin anlamidir bebegim.

Var mi baska sorun?...

7 Ocak 2010 Perşembe

Oya Koçak'a selam olsun.



Hayat dediğin nedir ki? Bazen bir iki damla gözyaşı,bazen unutulmuş özlemler ve bazen de duyulmayan çığlıklar…Hayat dediğin nedir ki? Sevmek,sevebilmek,sevilebilme ve bazen de nefreti duyabilmek…Ama en acısı pes etmek belkide…Hayat dediğin nedir ki?En zor anlarınde her şeye rağmen gülümseyebilmek canını acıtan her ne varsa tüm gerçekliğiyle kabul edip tutunabilmek…yeniden başlayabilmek elindekilerle… yap bozun parçaları gibi birer birer her şeyi yerli yerine koyabilmek…Hayat dediğin nedir ki?İçinde kaybolduğun çıkmaz sokaklar mı…yolun sonunu görmeden gidebilmek mi…ya da bir bilmece karesinde yer almak mı?

Hayat dediğin nedir ki? Söyleyebilmek mi içindeki tüm gerçekleri korkusuzca sonuçlarını hiç düşünmeden senden neler götüreceğini umursamadan bir anda haykırabilmek mi…Boğazına düğümlenen diline gelipte hep yuttuğun cümleleri bir bir dile vermek mi? Yoksa umarsızca gözlerine perde çekerek susabilmek mi?
Hayat dediğin nedir ki? Bir tarafta ağlayan bir tarafta gülebilen ve ortada durup nedir bu?diyip,anlamaya çalışmak çözebilmek mi gözlerde ki sırları…Vakti geldiğinde elini taşın altına koyabilmek mi hiç düşünmeden her şeyi göze alabilmek mi…Yalanlarla beslenip ve her gün büyüyüp insanı içine çeken girdabın içine korkusuzca dalıp mücadele edebilmek mi? Hayat dediğin nedir ki?Seviyorum derken gözlerine bakıp içindeki aşkı görebilmek mi yoksa yalanlarla yürekleri acıtabilmek mi hiç düşünmeden yıkabilmek mi en masum duyguları…Berrak suları bulandırıp saflığın simgesi beyazı karalamak mı?

Hayat dediğin nedir ki? Kendimizi içinde bulduğumuz kalıplar mı yoksa bu kalıplardan sıyrılmaya çalışmak mı? Yoksa kırılıp incinmekten korkup etrafımıza ördüğümüz duvarlar içinde yarattığımız bu dünyada boğulurken nefes almaya çalışmak mı?
Hayat dediğin nedir ki? Akıp giden zaman mı? Bizden götürdüklerini geri almaya mı yada yerine yenilerini koymaya çalışmak mı? Elimizdeyken değerini bilmeyip kaybettiklerimize üzülüp pişman olmak mı yada bunlardan ders alabilmek mi?

Hayat dediğin nedir ki? Uzayıp giden yollar mı gidipte dönmeyenler mi bekleyipte özlediklerimiz mi? Ya da neyi niçin beklediğini bilmeden beklemek mi?

Hayat dediğin nedir ki? Bitmek tükenmek bilmeyen bir boşluğun içinde kendini bulabilme çabası içinde olmak mı? Ve kendini bulmaya çalıştığın cevapların içinde kaybolduğun sorular mı? Ve en sonunda uzaklarda sandığın oysa ki hep içinde taşıdığın ışığı görebilmek mi?

Son Türkü



Kaybolmak uzre suya düsen bilezik;
Bak, butun kırışıklar silindi sudan.
Son saatimde mi uyandım uykudan,
Neden bos gecen yıllardan içim ezik?
Durdu beni ölüme götüren kervan.
Eski bir şarkı söyleniyor rüzgarda.
Duydum ki sevmeyi bilen dudaklarda
Benim ilahilerim hala okunan.

Sevgilim...... ellerime dokunaraktan.
Beni çağıran bir eda var sesinde.

Bu muydu insanlara son nefesinde
Görüneceğinden bahsedilen şeytan?
Sular çekilmeye başladı köklerde
Isınmaz mi acaba ellerimde kan?
Ah! Ne olur butun güneşler batmadan
Bir türkü daha söyleyeyim bu yerde!

Orhan Veli Kanık (13 Nisan 1914 – 14 Kasım 1950)

Beni yüreğimle yargıla...



Duygu bana
Öykü bana
Yaşadığım her saniye
Roman gibi her an bana

Dostum bana
Sevdam bana
Soluğunu geçir bana
Uyku tutmuyor gözüm
Anılar sıraya girdi
Gel anne süt içir bana

Uyku



Dağ, taş, börtü, böcek uyudu; ben uyuyamıyorum. Yok mu çaresi???

6 Ocak 2010 Çarşamba

Ölüm...



Yaş genç ama ruh yaşlı... Burun da yere bakıyor, ölecek miyim nedir?

4 Ocak 2010 Pazartesi

Dildar için giryan olmak...



GAZEL ZAMANI

Nice bu hasret-i dildar ile giryan olayım
Yanayım ateş-i aşkın ile büryan olayım
Görmedim gül yüzünü ah-u figan etmedeyim
Akıdıp göz yaşımı dert ile nalan olayım
Kapladı bu nârı firkat cismi gam âl u demi
Korkarım heşre keder böylece suzan olayım
Sevdiğim rağmet yeter incitme artık kalbim
Gel dilersen yusuf-u asa, bend-i zindan olayım
Lütfiyim bülbül gibi gülşende feryat eylerim
Vuslatı yâr ile ancak şâdi handan olayım

2 Ocak 2010 Cumartesi

Bazi yüzler büyüleyicidir.



Bazi yüzler büyüleyicidir. Onlari nerede, hangi haleti ruhiyede gördügünüz hic farketmez; büyülenir, hareketsiz ve nefessiz izlersiniz gecit törenlerini...

(Yukaridaki yüzü bugün ciplak gözle gördüm ve büyülendim.)

1 Ocak 2010 Cuma

Hayat



Hayat, ümit etmek ve beklemekmiymis; yoksa ben yanlis mi anlamisim? Hic bilmiyorum; artik ümit etmiyor, sadece bekliyorum hayat oyununu mertce kaybedenlere el sallayarak...